NOKTALAMA İŞARETLERİ

NOKTALAMA İŞARETLERİ

Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir.

İnsanlar duygu ve düşüncelerini ifade edebilmek, aktarabilmek ve okuduğunu karşısındakine anlatabilmek için işaret sistemlerinden oluşan harfleri ve bu harfleri düzenleyen kurallar bütününü bilmek zorundadırlar. Noktalama işaretleri, duygu ve düşüncelerimizi daha açık bir şekilde dile getirmeye, cümlenin yapısını ve duraklama notalarını belirlemeye, okuma ve anlamayı kolaylaştırmaya, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmeye yardımcı olur.

Noktalama işaretlerinin tarihi, Bizans dilbilgini Aristophanes ile başlar. Bununla birlikte düzenli olarak kullanımı, XVI. yüzyılda matbaanın icadı ile gerçekleşmiştir. XIX. yüzyılda ise, genelleşerek kesin kurallara bağlanmıştır.

Bizim edebiyatımızda, ilk olarak Orhun Abidelerinde (:) iki noktanın sözcükleri ayırmada kullanıldığını görürüz ancak bugünkü anlamda noktalama işaretleri Avrupa'yı tanıdıktan sonra, XIX. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamıştır. İlk olarak Şinasi, Şair Evlenmesi (1859) adlı tiyatro oyununun başında iki işaretten söz etmektedir: "Mu'tarıza ( ) içinde bulunan kelâm hâli târif içindir. Şöyle bir hatt-ı ufkî - söz başına delâlet eder. Nokta, sözün nihayetine alâmet olur".

Şemsettin Sami de, Kamus-ı Türkî adlı sözlüğünde iki noktaya (:), noktateyn; virgüle (,), fasıla demektedir.

Önceleri düzyazı metinlerinde kullanılan noktalama işaretlerinin, şiirde kullanılmadığını görüyoruz. Başlangıçta, hem şiir hem düzyazı yazan edebiyatçılarımız, noktalama işaretlerini, düzyazı metinlerinde kullanmışlar, bununla beraber şiir halinde yazdıkları metinlerde noktalama işaretlerini kullanmamışlardır. Sonraları şiirlerde de başarı ile noktalama işaretlerinin kullanıldığı görülmektedir. Örneğin Recaizâde Mahmut Ekrem, hem Araba Sevdası adlı romanında, hem de Zemzeme, Pejmürde gibi şiir kitaplarında bu işaretlere dikkat etmiş ve yerli yerinde kullanmıştır. Servet-i Fünûn döneminde, Tevfik Fikret'in şiirlerinde, noktalama işaretlerinin dikkatle kullanıldığını görmekteyiz.

Cumhuriyet döneminde, noktalama işaretleri daha çok önemsenmiş sayıları ve türleri arttırılmıştır.

NOKTA «.»

a. Cümle sonlarında kullanılır:
Ben Türk’üm.

Akıl yaşta değil baştadır.

UYARI: Cümle tırnak ya da parantez içine alınmış ifadelerle bitiyorsa bu durumda nokta tırnak ya da parantez işaretinden sonra konur.

Dilbilgisinin bölümlerinden biri de sentakstır (cümle bilgisi).

Kemal Tahir’in senaryolarından bazıları film haline de getirildi (Haremde Dört Kadın, Yarın Bizimdir, Namusum İçin).

b. Kısaltmaların sonuna nokta konur:
Dr. (doktor); bkz. (bakınız); Alb. (Albay)

Prof. (profesör); vb. (ve benzerleri); sf. (sıfat)

Bununla birlikte çok tanınan isimlerin büyük harf kullanılarak yapılan kısaltmalarında, günümüzde, nokta kullanılmamaktadır:

TC (Türkiye Cumhuriyeti)

TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi)

MEB (Milli Eğitim Bakanlığı)

PTT (Posta, Telgraf, Telefon)

c. Sayılardan sonra sıra bildirmek amacıyla nokta kullanılır. Burada nokta sayı sıfatı anlamındadır:
3. (üçüncü); II. Mehmet; IV. Cadde;

XIX. yüzyıl; 72. Sokak

II. Mahmut (1808-1839), Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmıştır.

UYARI: Cadde, sokak ve ev numaralarından sonra nokta işareti mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklere bakılarak dört tane cadde, yetmiş iki tane sokak anlamı çıkabilir.

d. Tarihlerin yazılışında saat, gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için nokta kullanılır:

28. 5. 1966

30. 3. 1967

Romanlarıyla Türk tarihine yeni bir bakış açısı getiren Kemal Tahir, 21.4.1971 tarihinde öldü.

Okulumuzda birinci ders saat 9.10’da başlamaktadır.

UYARI: Tarihlerde ay adları yazı ile yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce veya sonra nokta kullanılmaz:

28 Mayıs 1966
30 Mart 1967

e. Bibliyografik künyelerin sonuna nokta konur:
LEVEND, Agâh Sırrı, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960.

YALÇIN, Sıddıka Dilek, Haldun Taner’in Hikâyeleri ve Hikâyeciliği, Ankara, Bilgi Yayınevi, 1995.

f. Bir yazıda maddeleri gösteren rakam ve harflerden sonra nokta kullanılır:
I. 1. ; II. 2.

A. a. ; B. b.

g. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına nokta konur:
778.964.795

54.257.374

1.257.803

h. Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır:
3 . 7 = 21

4 . 5 = 20

İKİ NOKTA «:»

Geçmiş dönemlerde iki noktadan sonra mutlaka büyük harf kullanılması gerekliliği belirtilirdi. Oysa günümüzde iki noktadan sonra gelen cümle tam ve bağımsız bir cümle ise yine büyük harfle yeni cümleye başlanıyor. Ancak iki noktadan sonra gelen cümle tam bir cümle değil, bir önceki cümlenin devamı niteliğinde ise bu durumda küçük harf kullanımı dikkati çekmektedir.

a. Açıklanması gereken konularda cümle ve sözcüklerden sonra iki nokta konur:
Güneş'e uzaklıklarına göre gezegenler şöyle sıralanır: Merkür, Venüs, Dünya, Jüpiter, Satürn, Uranüs.

Sömürge siyaseti, türlü yollara başvurur: Askerî gücüne dayanarak kaba kuvvet kullanır; ekonomik kontrolle hegemonya kullanmaya kalkar; kültürel sömürgeciliğe açılır.

b. Başkalarından aktarılan yazı ve sözlerde tırnak işaretinden önce iki nokta konur:

Yaşlı adam arkadaşına: "mermer iyi taştan, muhabbet iki baştan" diye nazik bir şekilde sitemini belirtti.
Atatürk diyor ki: "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir".

c. Yazıda karşılıklı konuşmaların başlayacağını belirten sözlerden sonra iki nokta konur:

Gülerek sordum:
- Ne biliyorsun?

İri ela gözlerini kırptı. Delillerden emin olan insanlara mahsus saf bir kanaatle:
- Ne bilmeyeceğim, dedi: sır olmasa buraya her gece nur iner mi?

(Ömer Seyfettin)

ÜÇ NOKTA «...»

a. Büyük üzüntü, korku, sevinç gibi duygular nedeniyle tamamlanamayan cümlelerden sonra üç nokta konur:

- Baban iyileşti mi?
- Onu geçen hafta ...

Keriman hıçkırıklar arasında: - Yirmi yıl ... diye inledi, yirmi yıl sonra ... sana nasıl anlatabilirim ki ...

b. Tamamlanmamış cümlelerde anlamı pekiştirmek için üç nokta kullanılır:

Desem ki ...
İnan bana sevgilim inan ... (Cahit Sıtkı)

Senin gözlerinden öyle acı
Bir ışık geçer ki bazen ... (Cahit Külebi)

c. Üç nokta yazıda birbirine benzer varlıklar sıralanırken birkaçını yazdıktan sonra vesaire, bunun gibi anlamına gelen sözcüklerin yerine kullanılır:

Küçükken okuduğum kitaplardan hatırlayabildiklerim şunlar: Çalıkuşu, Yaban, Kiralık Konak, Sinekli Bakkal ...

Onlarda her şey var: Atlar, arabalar, uşaklar ...

d. Söz arasında söylenmek istenmeyen ya da müstehcen sözcüklerin yerine kullanılır:
Dün müdürü kendi yanında çalışan ... adlı genç kızla aynı yatakta yakalamışlar.
"Sana haraç verecek adamın ..." diye bağırdı.

e. Bir metinde yapılan alıntılarda kimi zaman metnin bütünü, bazı bölümler yazılmaz ve kullanılmaz. Bu durumda alıntı yapılan metinde atlanan kısımları belirtmek için üç nokta kullanılır:
" (...) Türk aydını (...) Bu viran ülke ve bu yoksul insan kitlesi için ne yaptın? (...) Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprağı vardı; işletemedin." (Yakup Kadri, Yaban, 1977: 148)

VİRGÜL «,»

a. Cümlede sıralanan isim, sıfat, zarf, zamir, fiil ve harfler arasında virgül kullanılır:

Bunun gibi, her şey, kin, nefret, muhalefet, bize hep insanlardan, hep toplumdan gelmiyor mu?

b. Cümlede özne olan kelime, kendisinden sonra gelen sözlere karışabilecekse, özneden sonra virgül konulur:

O, tarihin seyrini değiştiren adamdı.
Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya)

c. İşaret zamirlerinden sonra virgül kullanılır:

Bu konferansta o, bilgisayar teknolojisi hakkında bilgi verdi.

d. İsim yerine geçen sıfatlardan sonra virgül kullanılır:

Çocuk, bisikletine bindi.

e. Birleşik sıralı cümlelerde, arada bağlam olsun olmasın, iki cümle arasında virgül kullanılır:

Sinemaya gidecektik, fakat geç kaldık.

f. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına virgül konulur:
Meyve tabağında elma, muz, armut ve ayva vardı.
Evde, okulda, yollarda, her yerde yalnızca seni düşünüyorum.
Kısa saçlı, ela gözlü, kahverengi mantolu, genç ve güzel bir kız gülümseyerek bana doğru yaklaştı.
Küçücük arabaya benim bavullarımı, annemin kayak takımını, kardeşlerimin oyuncaklarını tıka basa yerleştirmeye çalıştık.

g. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak amacıyla virgül kullanılır:
Bir varmış, bir yokmuş.
Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

h. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken öğelerden sonra virgül konur:
Bunu hiç kimse bilhassa o, yapmadı.
Soğuk, ellerimizi dondurdu.
Bizim, minyatürden tuval resmine geçişimiz, Batılı resim sanatının Türk resim sanatını etkilemesiyle, XIX. yüzyılda başlamıştır.

i. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan öğeleri belirtmek için virgül konur. Virgül işareti cümlenin öznelerini ayırır:
Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Selçuk Üniversitesi, yalnız eğitim ve kültür açısından değil, sosyal ve teknolojik açıdan da yöreyi etkiliyor.

j. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için virgül konur:
Örnek olsun dile, örnek istemez ya, söylüyorum.
Bütün erkekler, sakatlar ve yaşlılar hariç, silah altına alınmıştı.

k. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına virgül konur:
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam. (Ahmet Haşim)

NOT: İkilemeler arasına virgül konulmaz.

Yavaş yavaş; bata çıka; koşa koşa vb.

l. Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerden sonra virgül konulur:
Ben onu görünce titriyorum, diyor.
Recaizâde Mahmut Ekrem, şiir sadece vezinli ve kafiyeli olmaz; nesir ile de yazılabilir, diyordu.

m. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak red, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra virgül kullanılır:
Haydi, geç kalıyoruz.
Olur, ben de size katılırım.

n. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için virgül kullanılır:
Bu gece, eğlenceleri içine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin)

o. Devrik cümlelerde virgül işaretinin yeri çoğu kez kurallara uymamaktadır:
Çoktan almıştım o kitabı, birkaç kez de açtım okumak için, yürümedi.
Yola, öğle yemeğinden sonra çıktık.

p. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra virgül konur:
Sayın Başkan,
Değerli Arkadaşım,
Çocuklar, sınıfta gürültü etmeyin!
Efendiler, temin ettiğimiz vatanın harap ve fakir olduğunu hariçte ve dahilde bilmeyen yoktur.

r. Yazışmalarda başvurulan makamın adından sonra virgül konur:
Türk Dil Kurumu Başkanlığı'na,
Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü'ne,

s. Yazışmalarda yer adlarını tarihlerden ayırmak için virgül konur:
Kuşadası, 4 Mart
Ankara, 26 Ocak

t. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için virgül kullanılır:
38 , 5 (otuz sekiz tam, onda beş)
0 , 52 (sıfır tam, yüzde elli iki)

u. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basımevi vb. maddelerden sonra virgül konur:
ERGİN, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara, 1938.

UYARI: Metin içinde "ve", "veya", "yahut" gibi bağlaçlardan önce ve sonra virgül konulmaz

NOKTALI VİRGÜL «;»

a. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımlarla birbirinden ayırmak için konur:

Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.

b. Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur:

Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti;artık gelse de olur, gelmese de.

c. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur:

Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

d. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur.
Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.
(Yahya Kemal Beyatlı)

Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir.
(Nihal Atsız, Türk Ülküsü)

SORU İŞARETİ «?»

a. Soru bildiren cümlelerden ve sözcüklerden sonra soru işareti konur:

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? (Cahit Sıtkı)
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? (Cahit Sıtkı)
Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu adlı romanını okudunuz mu?
Ya gelmeseydin?

b. Verilen bilgilerin kesin olarak doğruluğundan emin olunmadığı durumlarda soru işareti kullanılır:

Hoca Ahmet Yesevî (? - 1166), Türkistan bölgesinde yaşamıştır.
Divan şairimiz Fuzûlî (1480?-1556), İstanbul'a hiç gelmemiştir.

c. Karşılıklı konuşmalarda şaşkınlık, şüphe, alaya alma, suskunluk gibi ruh hallerini belirtmek için kullanılır:

- Evli misin?
- Evet.

Her ay on kitap okuduğunu (?) söylüyor.

UYARI: Gerçek soru bildirmeyen soru eki ve kelimelerinden sonra, soru işareti kullanılmaz:

Yemek gördün mü ye, dayak gördün mü kaç.
Yüzüme baka baka yalan söylemez mi!

ÜNLEM İŞARETİ «!»

a. Heyecan, şaşkınlık, korku, acıma, kızgınlık gibi duyguları anlatan sözcük ve cümlelerden sonra kullanılır:

Aman Allah'ım, manzara ne güzel!
A! Sen artık çok oluyorsun.

b. Heyecanlı seslenişlerden, emir ve hitaplardan sonra ünlem işareti konur:

Ey Türk Gençliği!
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Türk milleti!

c. Bir cümlede birden çok ünlem kullanılması gerektiği durumlarda, ünlem işaretleri yerine virgül konarak cümlenin sonunda tek bir ünlem kullanılır:

Aman, off, öldüm, bittim, canım çok yandı!

d. Küçümseme, yerme, alay bildiren cümlelerden sonra ünlem işareti konur:
Ali Beyin ne kadar akıllı (!) olduğunu herkes biliyor.
Karnede getirdiğin notlardan ne kadar çok çalıştığın (!) belli oluyor.


UZUN ÇİZGİ «—»

Bu noktalama işaretine konuşma çizgisi de denilmektedir. Yazıda, satır başlarına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Eğer metinde konuşmalar tırnak içinde verilirse bu durmda konuşma çizgisi kullanılmaz.

Frankfurt'a gelen herkesin sorduğu sorular şunlardır:
— Eski şehri gezdin mi?
— Goethe'nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim)

KISA ÇİZGİ «-»

a. Satır sonuna sığmayan sözcükler kısa çizgi ile ayrılır ve sözcüğün satıra sığmayan bölümü bir alt satıra yazılır. Sözcük bölünürken hecelerin bölümlenmesine dikkat edilir.

Evlerimize dö-
nerken bekçiler-
le karşılaştık.

b. Aralarında türlü ilişkiler (eşitlik, yakınlık ...) bulunan iki sözcük veya iki tarih arasındaki ortaklığı ve başlangıçla sonu belirtmek için kısa çizgi kullanılır:

Türkçe, Ural-Altay dil ailesindendir.
Yarın saat 19.00 - 19.30 arasında, sizi, akşam yemeğine bekliyoruz.
Yıllar önce onunla karşılaştığım zaman yirmi beş - otuz yaşlarındaydı.
Atatürk (1881-1938), yılları arasında yaşamıştır.

c. Cümlenin kuruluşuna girmeyen, ancak cümledeki düşünceyi açıklamaya yarayan ara söz veya ara cümleleri ayırmak için çizgi işareti konur:

1775'de İstanbul'a gelen Baron de Tott, karısının ziyaretine gittiği bir sultan sarayında - Ahmet III.'ün kızı - bütün bir Fransız dekorunu hazır bulduğunu söyler.
Vural Bey, - cuma günleri dışında - toplantıya kendisi başkanlık eder.

d. Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamalar ve birleşik kelimeler arasına kısa çizgi konur:


Divan-ı Lügati't-Türk
Tercüman-ı Ahval
Duyûn-ı Umûmiye (devlet borçları)

e. Dilbilgisinde kök ve ekleri göstermek için kısa çizgi kullanılır:
Göz-lük-çü-ye

tut-ku

f. Dilbilgisinde fiil kök ve gövdelerini belirtmek için kısa çizgi kullanılır:
Sar- vur- yat- okut- görüş-

EĞİK ÇİZGİ «/»

a. Şiirlerden yapılan alıntılanda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır:

Hani bir sevgilin vardı / Yedi sekiz sene önce / Dün yolda rastladım / Sevindi beni görünce./ (Behçet Necatigil)

b. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına eğik çizgi konur:

Belendir sok. No: 16/2 A. Ayrancı/ Ankara

c. Dilbilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için eğik çizgi kullanılır:

- lar/ -ler -cı / ci

d. Bölme işareti olarak kullanılır:

70 / 2 = 35

TIRNAK İŞARETİ «" "»

a. Bir metnin içerisinde başkasından aktarılan yazıların, sözlerin başına ve sonuna tırnak işareti konur:

Tilkiye "tavuk kebabı yer misin?" demişler: "Adamın güleceğini getiriyorsunuz" demiş.

b. Önemi belirtilmek istenen sözcüklerin başında ve sonunda tırnak işareti kullanılır:

Ta derinden bir gün bana "gel!" desin. (Ahmet Kutsi Tecer)

c. Karşılıklı konuşmalarda çizgi yerine tırnak işareti de kullanılır:

"Sınava iyi hazırlandın mı?".
"Evet, ya sen?".

d. Bir yazıda sözcükler ya da sayılar alt satırlarda tekrarlanıyorsa, bu sözcük ya da sayıları yazmamak için "den den" adı verilen tırnak işareti kullanılır:

Selçuk Üniversitesi'nde bulunan bazı fakülteler şunlardır:
Eğitim Fakültesi
Tıp "
Mühendislik "
Ziraat "

PARANTEZ İŞARETİ «( )»

a. Bir sözcük ya da cümleden sonra yapılan açıklamalar parantez içine alınır:
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) en güzel eserlerini Bodrum'da yazmıştır.
Şiir Tahlilleri (Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Kadar)'nde Tevfik Fikret'in şiirini bu bakış açısıyla incelemiştik.

b. Eş anlamlı sözcükler, eş değerdeki tarihler ve rakamlar parantez içinde kullanılır:
İnsan ikrarından (sözünden), hayvan yularından tutulur. (Türk atasözü)
En mükemmel anlatma (expression) vasıtamız dildir.
Gerçekçilik akımı, Gustave Flaubert (Gustav Flober)'in yazdığı Madam Bovary'nin yayınlanmasıyla (1857) başlamıştır.

c. Bilimsel çalışmalarda kaynaklar çoğunlukla dipnotta veya eserin sonunda "kaynaklar" başlığı altında gösterilir. Metin içinde kaynak gösterilmek istenirse parantez işareti kullanılır:
Tanzimat döneminde Osmanlı aydınları Batı uygarlığını üç vâsıta ile (kitap, duyma ve gözlem) tanımışlardır (Okay, Batı Medeniyeti Karşısında Ahmet Mithat Efendi, 1975: 21).

d. Tiyatro eserlerinde sahnede yapılacak hareketler parantez içinde gösterilir:
Eleştirmeci (odadan çıkar): Ne var, ne oldu? (Behçet Necatigil)

UYARI: Çoğu zaman tırnak işareti ile parantez işaretinin kullanıldığı yerler birbirine karıştırılır. Cümlede tırnak işareti içindeki sözcükler ve cümleler çıkartılırsa anlam bozulur. Parantez içindeki sözcükler ve cümleler çıkartılırsa anlam bozulmaz.

Kul kusursuz (hatasız) olmaz.
Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Otuz Beş Yaş" adlı şiirini henüz orta okulda iken okumuştum.

PARANTEZ İŞARETİ «( )»

a. Bir sözcük ya da cümleden sonra yapılan açıklamalar parantez içine alınır:
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) en güzel eserlerini Bodrum'da yazmıştır.
Şiir Tahlilleri (Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Kadar)'nde Tevfik Fikret'in şiirini bu bakış açısıyla incelemiştik.

b. Eş anlamlı sözcükler, eş değerdeki tarihler ve rakamlar parantez içinde kullanılır:
İnsan ikrarından (sözünden), hayvan yularından tutulur. (Türk atasözü)
En mükemmel anlatma (expression) vasıtamız dildir.
Gerçekçilik akımı, Gustave Flaubert (Gustav Flober)'in yazdığı Madam Bovary'nin yayınlanmasıyla (1857) başlamıştır.

c. Bilimsel çalışmalarda kaynaklar çoğunlukla dipnotta veya eserin sonunda "kaynaklar" başlığı altında gösterilir. Metin içinde kaynak gösterilmek istenirse parantez işareti kullanılır:
Tanzimat döneminde Osmanlı aydınları Batı uygarlığını üç vâsıta ile (kitap, duyma ve gözlem) tanımışlardır (Okay, Batı Medeniyeti Karşısında Ahmet Mithat Efendi, 1975: 21).

d. Tiyatro eserlerinde sahnede yapılacak hareketler parantez içinde gösterilir:
Eleştirmeci (odadan çıkar): Ne var, ne oldu? (Behçet Necatigil)

UYARI: Çoğu zaman tırnak işareti ile parantez işaretinin kullanıldığı yerler birbirine karıştırılır. Cümlede tırnak işareti içindeki sözcükler ve cümleler çıkartılırsa anlam bozulur. Parantez içindeki sözcükler ve cümleler çıkartılırsa anlam bozulmaz.

Kul kusursuz (hatasız) olmaz.
Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Otuz Beş Yaş" adlı şiirini henüz orta okulda iken okumuştum.

TEK PARANTEZ « ) »

a. Madde başlarında, sıralamalarda ya da rakamlardan sonra kullanılır:

Namık Kemal şu türlerde eserler vermişlerdir:
1) Şiir;
2) Tiyatro;
3) Roman;
4) Tenkit;
5) Tarih.

KÖŞELİ PARANTEZ «[ ]»

a. Parantez içine alınan bir anlatımda ayrıca parantez içine alınması gereken bir açıklama varsa, bu açıklama köşeli parantez ile gösterilir.

Nurullah Ataç'a göre: "Çocukluğu olmayanın gençliği de olmaz". (Günce [17 Nisan 1953] )

b. Cümlede, anlam açısından büsbütün farklı sözü/ sözleri belirtmek için kullanılır:

Cahit Sıtkı, mektuplarından birisinde [27 Mart] sevdiği Fransız şairleri hakkında şöyle demektedir:

c. Aktarıman metinlerde, yazarın yaptığı yanlışlığı düzeltmek amacıyla kullanılır:

Ebubekir Hazım Tepeyran 1946 [1947] yılında öldü.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !